BÜYÜK PAPAĞAN ELE ALIŞTIRMA EĞİTİMİ

12–18 dakika

Odamızı hazırladık, sivri şeyleri ortadan kaldırdık, odada ulaşamayacağımız bir yüksekliğin bulunmamasına (varsa bir bez gerilip kapatılmış olmasına), oyuk ve kuytuların tıkanmasına dikkat ettik. Bir T sopamız var odada. Eğer ısırılmaktan korkuyorsak kendimiz için önlemlerimiz de aldık. Papağanımızı yuvasından dışarı çıkardık. Kafesinin üzerinde oturuyor yada gitti bir yere uçtu, konduğu yeri beğenip tüy taramaya başladı. Kafes odadan çıktıktan sonra beş on dakika onu rahat bıraktınız.

step1Şimdi kafesin içinden bir sopa çıkarıp elinize alın. Sopanın bilhassa kafesinde daha önceden bulunan bir tünek olması önemli. Çünkü papağanlar cisimleri birbirlerinin aynısı olsalar bile ayırt edebilir. Eğer hiç tanınmadık bir sopayla yaklaşırsanız sopanın onu korkutma ihtimali var. Bu sopa kavak ağacı olsa iyi olur, ısırmak isterse yumuşaktır, hem tünek hem oyuncak olabileceği için daha eğlenceli. Sopanın uzunluğu en az 30 cm, en fazla 50 cm olsun. Yani gidip on metre sopa almayın elinize 🙂 Neden önce sopayla eğitim vermeye başlıyoruz? Çünkü vahşi bir papağan “komutları”, “sizin üstünüze çıkabileceğini”, “sizin onun ağırlığını taşıyıp taşımayacağınızı” “sizin güvenli bir tünek olup olmadığınızı” bilmez. Halbuki sopayı kafesindeki tüneklerden ötürü tanımaktadır, sopa elinize çıkmaktan çok daha cazip gelir.

Unutmamanız gereken şey, kuşunuzun hiçbirşey bilmiyor olması. Sopaya çıkmayı bile! (Biliyorsa bile bilmiyormuş gibi davranmalısınız) Sopaya tepkisini görmek için sopanın ucunu ona biraz yaklaştırın ve hareketsiz bekleyin. Ne olduğunu anlamak için gagasını uzatıp hafifçe dokunabilir (gaga duyu organıdır, unutmayalım) yada önce geriler, sonra sopada bir hareket görmeyince yavaş yavaş rahatlar. Rahatlayınca, ona kocaman bir aferin deyin, mümkünse bir ödül maması uzatın. Bu linkte Rika’ya hiç tanımadığı bir sopa uzatıyorum. Elbette Rika sopaya ele çıkmayı çok iyi biliyor, bu nedenle ona tanımadığı dolayısıyla temkinli yaklaştığı bir sopa uzattım ki, ne yapılması gerektiğini görün. Tabii Rika bu videoda çok hızlı bir ilerleme kaydediyor, sizin kuşunuz tamamen kör cahil olacağı için daha yavaş ilerleyecektir. Eğer elimin altında vahşi bir kuş olsaydı daha birebir gösterebilirdim ama şimdilik konu mankeni olarak Rika’yla idare edeceksiniz. 🙂 Bu da başarısız bir video. Papağanınızın “neresine” baskı yapmanız gerektiğini sanırım anlatabildim video da, bu yüzden yine de işe yarar. Burada Rika’yı zaten bildiği birşey konusunda neden eğitim gördüğünü anlamamış, dolayısıyla gayet dikkati dağınık bir halde de görebilirsiniz. 🙂 Böylece daha önce bahsettiğim dikkat dağınıklığı durumunu da örneklenmiş olur. 🙂

Videolarda gördüğünüz gibi sopa kuşa “aşağıdan” ve “önden” yaklaştırılmalıdır. Papağanlar yukarıdan yaklaşan şeylerden korkar. Kuşunuz sopaya dokunup ödülünü alınca sopayı geri çekin ve ödülünü afiyetle mideye indirdikten “sonra” sopayı biraz daha yaklaştırarak tekrar uzatın. Daha sonra sopayı yan tutarak tekrar yaklaştırın. Gagasıyla sağlamlığını ölçmesine izin verin. Yine ödül. Yavaşça ilerliyoruz. Kuşunuz sopaya biraz daha alışınca, sopayı hafifçe karnına değdirin, geri çekin ve ödül verin. Amacımız papağanımızın sopaya tam karın altına hafif baskı yapabileceğimiz kadar alışması. Bu süreçte kuşunuz arada uçabilir, başka yerlere konabilir. Önemli değil, uçup başka yere konarsa ona bir kaç dakika rahatlama fırsatı verin ve yine yavaşça yaklaşarak sopayı uzatın. Sopaya çıkmayı teşvik etmek için sopanın karnın alt kısmına “değmesi” gerektiğini unutmayın. Sopayı karın altına hafifçe baskılarken “çık” komutunu kullanın. Bu daha sonraları kuşunuzun çık kelimesinin anlamını öğrenmesi için gerekli. Büyük ihtimalle kuşunuz hiçbir şey anlamayacak ve uçacak, uzaklaşacak. Ama oda zaten önceden hazır bu nedenle konacağı yerler zaten belli. Ona yine aynı şekilde sopayı yavaşça uzatarak “çık” diyeceksiniz. Bu olayı beş on kere tekrarlamanız gerekebilir, ta ki sopaya çıkana kadar. Papağanınız sopaya çıktığı anda sopayı başınızın üzerinde, biraz yukarıda tutarak ona güven verebilirsiniz, bir yandan da ona aferin demeyi, ve çok mutlu görünmeyi unutmamalısınız. Ayrıca sopanın “kıpırtısız, sağlam” tutulması gerektiğini de bilin. Bastığı yerin güvenli olduğundan emin olmazsa ilerleme kaydedemezsiniz. Sopayı sağlam, kıpırtısız tutarak başınızın biraz üzerinde tuttunuz ancak kuşunuz yine de sopanın üzerinde bir kaç saniye ancak durdu ve uçuverdi. Hiç önemli değil. İstediğimiz şeyi başardık, en basit düzeyde ona “ne istediğimizi” anlatmış olduk. Şimdi her nereye uçtuysa ona yine bir kaç dakika rahatlama imkanı vereceğiz ve isteğimizi aynı şekilde tekrarlayacağız. Sopayı karnına değecek şekilde uzatacağız, eğer sopadan çekiniyorsa, önce sopayı gagasıyla dokunması için uzatacağız, ödül vereceğiz. Çıkarsa aynı şekilde sopa sabit duracak ve baş üzerinde tutulacak. Çıkmazsa aynı şeyler tekrardan. İlk gün eğitiminde sadece bir kaç defa sopaya çıkması bile yeterli. Bir kaç denemeden sonra sopada daha uzun süreli kalmaya başladığını göreceksiniz. Bu durumda onu rahatsız etmemeye ve gücünüzün son damlasına kadar sopayı sabit tutmaya dikkat edin. Sopanın rahat ve güvenli olduğunu bilmeli.

Kuşumuza mantığı kavrattıktan, bir kaç defa sopaya çıkarmayı başardıktan sonra, kafesini odaya geri getirin. Bir süre rahatlaması için ona zaman verin ve kafesin kapağını açarak kafesin içine pat pat vurun. Dikkatini kafesine çekmeye çalışıyoruz. Bir ona, bir kafesinin açık kapağına bakın, onunla kafese girmesinin önemi üzerine konuşun. Ardından yine sopaya gelmesini sağlayın, sopaya gelince bir elinizle kafesi göstererek sopayı kafese doğru uzatın. Kafesi güvenli bölge olarak göreceği için içeri girmede çoğunlukla sorun çıkarmazlar. İçeri girince bol bol aferin, bol bol mama, bol bol şamata. Güzel bir eğitim atlattığı için ertesi gün işinizin ne kadar kolaylaşacağına hayret edeceksiniz.

Bir iki ekleme yapalım; eğer kuşunuz planladığınız yerlere konmaz da istemediğiniz bir yerde dengesiz bir şekilde kalırsa ona yaklaşın ve sargılı elinizle ona yardımcı olun, gagasına dikkat ederek tabii. Gagasıyla parmağınızı kapmak isterse eldivenli, sargılı elinizi ona uzatın, kaçırmayın. Böylece ısırmakla birşey yapamayacağını öğrensin. Eğer olurda ısırılırsanız ve elinizi istemsizce geri çekerseniz, hemen arkasından elinizi tekrar uzatın. Elinizi acıyla geri çekmiş olmanızın sizi yıldırmayacağını böyle öğrenir. Ayrıca o sizi gagasıyla tehdit ederken onunla güzel güzel konuşmayı kesinlikle ihmal etmeyin. İnsanlardan çok eziyet görmemiş ve çok kötü ısırmayı alışkanlık haline getirmemiş olduğu sürece, hiç bir kuş tüm gücüyle ısırmaz, güzel sözler karşısında ısırmayı da istemez.

Diğer bir ekleme de şu: eğer eğitime aldığınız kuş büyük ve ağırsa, Aralar gibi, onu tek elle sopada sabit sağlam kıpırtısız tutmakta zorlanabilirsiniz (zorlanmazsanız helal olsun :)) Bu nedenle bu tür kuşlarda tek bir sopa kullanmak yerine, küçük bir T sopa kullanmak daha kullanışlı. Şöyle 20-25 cmlik bir tünek, altında en az 30 cmlik bir tutma yeri olacak şekilde. Tutma yeri çok kısa olursa, kuşunuzun olası “Höyt o da ne?” türü ani hamlelerine daha kolay maruz kalabilirsiniz. 30 cm idealdir, daha uzunu kuşunuzu irrite edebilir. Ayrıca son derece nazik ve zayıf bir dişi insansanız ve kuşunuzun ağırlığı altında ezileceğinizi düşünüyorsanız da, yine T sopaya başvurabilirsiniz. 🙂 T sopa yapmak basittir, şurada anlatmıştım.

Birinci günü atlattık. İkinci gün de birinci günde yaptığınız gibi, sopa eğitimine devam etmelisiniz. Kuşunuz sopaya çıkmakta, bir sopadan başka bir sopaya geçmekte hiçbir sorun yaşamayana kadar bunu sürdürmelisiniz. Tek fark olacak, artık her sopaya çıktığında kolunuzu kaldırıp kuşunuzu başın yukarısında tutmayacaksınız. Azar azar sopa aşağı inecek ta ki kuşunuzun başı sizin çeneniz hizasına ininceye kadar. Her seferinde azar azar indirerek. Birden kuşu aşağı da tutmaya başlamayın. Alıştırmaya çalışıyoruz, şok etmeye değil. Tüm bu sopa macerası en fazla iki üç gün sürer. Kuşunuz sopada, odayı rahatça birlikte turlayabilir hale gelmeniz gerek.(elbette adımlarınız çok yavaş olmalı) Sopada durmanın onun için güvende olmak, rahat olmak anlamlarına geldiğini göstermeliyiz. Elinizde tuttuğunuz sopada durduğu sürede ona arada yiyecek bir şeyler vermeniz de olumlu etki eder. Sopada dururken tüy taraması da başka bir rahatlama göstergesidir. Tüy taradığı süre boyunca sabit ve sakin bir şekilde (kolunuz kuşun ağırlığından kopsa da) durmaya çalışmalısınız. Sopayla ilgili bir problem kalmadığında, sopanın yerine kola çıkması için eğitim vermeye başlayacağız.

Sürü Liderliği Mesajı

Artık kuşunuz rahatlıkla sopaya geliyor, sopadan başka bir sopaya ve T sopasına geçiş yapabiliyor. Ancak bu ona kola/ele çıkmasını öğrettik demek değil. Kuşunuzun gözünde hala sopa ve kol bambaşka şeyler.

Ama kol alıştırmasına geçmeden önce yapacaklarımız var. Önce ona “zararsız” olduğumuzu aynı zamanda da “sürü lideri” olduğumuzu göstermemiz gerek. Bu aynı zamanda hırlamayı tamamen kesmesi içinde gerekli, unutmayın. Hırlama her zaman korkuya dayanmaz, bazen de sizin üzerinizdeki otoritesini gösterir. Ancak bu eğitim için temel ihtiyacımız sopaya çıkmayı öğrenmiş olması.

Papağanınızı sopaya alın ve yüzünüzü odadaki bir köşeye dönün (duvar köşesi, bir tarafı gardrop bir tarafı duvar olan bir köşe vs.). Kuşunuz köşeyle sizin aranızda kalmalı. Tabii onu sıkıştırmayacaksınız. Arada geniş bir mesafe olmalı. Kuşunuzun yüksekliği çeneniz hizasında olmalı. Ayrıca size çok yakın olmamalı yoksa onu huzursuz edersiniz. Kuşunuz hala rahat görünüyorsa, köşeye doğru bir kaç adım daha yaklaşın. (hayvana dik dik bakmayın, tüylerine falan bakın ve gülümseyin, konuşun, robot gibi olmak yok.) Kuşunuz rahatladıkça adım adım köşeye yaklaşın ta ki köşeyle sizin aranızda üç-beş adımlık mesafe kalıncaya kadar (kuşu ezmeye çalışmıyoruz sonuçta) Papağanınız büyük ihtimalle sönük bir şekilde endişeli bakışlar atacak, ne oluyoruz ya gibilerinden. Onunla güzelce konuşun, bu arada sopayı biraz daha aşağıya indirin, artık kuşunuzun başı göğsünüz hizasında tutulacak. Bu, papağanınız için kritik bir andır, size hırlayabilir, biraz korkmuş görünebilir, bunun nedeni artık ona “yukarıdan bakıyorsunuz.” Onunla en tatlı sesinizle konuşun, en sevgi dolu bakışlarınızı kullanın. Ve ayaklarına falan bakın. Ona şunu diyoruz: “Elimdesin, köşeye sıkıştın ama sana zarar vermiyorum, sana dokunmuyorum, sana doğrudan bakmıyorum, tehdit etmiyorum, bana güvenebilirsin çünkü ben sürü lideriyim.” Bu duruşu çok uzatmayacağız. Sonuçta ne demek istediğimizi otuz saniye içinde anlar. Hırlamaya başlamışsa, hiçbir ekstra hareket yapmadan hırlamasının hafiflemesini yada kesilmesini bekleyin. Onunla konuşarak yavaşça geri çekilin, çekilirken sopayı da yine yukarıya kaldırın. Size anlamsız gelebilir bu yaptığımız ancak kuşunuz açısından gerçekten anlamlı bir mesaj vermiş oldunuz. Canı yanmadı, kendisine dokunulmadı dolayısıyla hakaret edilmedi, kendisine bağırılmadı, sonuçları korkunç bir deneyim yaşamadı, sadece, bir mesaj verildi. Şimdi onu T sopasına bırakın ve rahatlaması, düşünmesi için ona beş on dakika verin.

Neden bunu yapıyoruz? Yani neden sürü lideri olduğumuzu göstermek istiyoruz? Hatta bilmeyenler için sürü lideri nedir? Bunun için şu makaleye bir göz atın, o zaman daha iyi anlayacaksınız.

Peki herşey bu kadar sorunsuz olmazsa ne yapacağız? Yani siz gıdım gıdım köşeye yaklaşırken kuşunuz birden uçuverirse? Sorun değil, baştan başlayacaksınız. Onu tekrar sopaya alacak ve yine köşeye doğru gıdım gıdım yol alacaksınız. Hatta her adım sonrasında ödül de verirseniz papağanınız daha bir güven kazanır. Peki ya papağanınız panik olursa ve kendini yerlere atarsa ne olacak? Yere düşmüş papağanın üzerine çullanılmaz, bunu belirtelim. Ona düşmenin yada yerde olmanın şokunu atlatması için bir dakika verin, sonra yere oturun ve yavaşça, olabildiğince aşağıdan kollarınızı iki yana uzatarak kaçmasına engel olun. Uçarsa uçsun, ama koşmaya çalışırsa (ki genelde uzun boyunuz karşında donup kalırlar) bu fırsatı değerlendirin ve “köşede vereceğiniz mesajı burada verin”. İki kolunuzla yanları kapatın (büyük ihtimalle hırlar) ama asla dokunmadan, sadece uzaklaşmasına engel olarak onunla güzelce konuşun. Unutmayın bu pozisyonu çok uzatmayacağız. Biraz konuşun, sevgi dolu bakışlar atın, hırlamıyorsa bir süre sonra yavaşça geri çekilin, hırlamaya başladıysa, hırlamasının kesilmesini bekleyin ve yine yavaşça geri çekilin. Şimdi onu beş on dakika daha rahat bırakacağız. Ardından kafesi odaya geri getirin, kuşunuzu sopaya alınve kafesin içine koyun ve yine bir sürü şamata, aferin. Bugünün eğitimi de bu kadar. Unutmayın bu sürü liderliği mesajı, sadece bir defa bu şekilde verilir. Yani hergün hayvanı duvar köşelerine sokmayın 🙂 Tek bir mesaj yeterlidir, fazlası mesajın anlamını kaybetmesine neden olur. 🙂

Sopadan Kola Çıkarma

Sopa olayını pekiştirdik, liderlik mesajını verdik, belki hırlamayı bile tümden yada büyük çapta kestik. Artık sıra geldi kolunuzu feda etmeye 🙂

Bunun için esasında çadır yöntemini (kendi icadım olduğu çok mu belli? :)) kullanacağız. Ancak ondan önce kuşunuzu bir denemelisiniz, belki de çadır yöntemine hiç gerek kalmadan kola geçiş yapar. Bazı kuşlar daha uyumludur, bazıları daha uğraştırıcı. Sizin kuşunuzun hangi türde olduğunu görmek için önce şunları bir deneyin:

Öncelikle bir aynaya ihtiyacımız var. Ayna genelde kuşların oldukça ilgisini çeker. Dikkatinin aynada olması işimizi kolaylaştırabilir, hem de eğitimi onun açısından daha eğlenceli kılar. Aynayı başınız hizasına yerleştirin/asın ve kuşunuzu her zamanki gibi sopaya alın. Güzel güzel konuşurken, kuşunuzu aynayla tanıştırın. Sopa, kuşunuzun aynaya dokunabileceği bir mesafede durmalı. Bu sırada kolunuzu sopanın tam altına koyun. Amacımız çaktırmadan sopayı çekerek yerine kolu yerleştirmek. Sopayı gıdım gıdım aynadan uzaklaştırırken aşağı doğru indirin, kolunuz hala aynanın yakınında sabit dursun. Bu arada “çık!” demeyi de ihmal etmeyin. İki şey olabilir burada, kuşunuz aynayla yeterince ilgili değildir ve kolunuzu farkederek kaçar, ikincisi, aynadan uzaklaşmamak için ve sopa aşağıya indiğinden dolayı aşağıda kalmamak için kolunuza geçiş yapar. Eğer ikincisi olursa ne ala, kolunuzu sağlam tutun, biraz aynada kendisini izlemesine, rahat etmesine fırsat tanıyın. Şimdi aynı olayı bir kolunuzdan diğerine geçirmek için yapacaksınız. Kuşunuzun üstünde durduğu kolunuzun altına öteki kolunuzu koyun, ve boştaki kolunuz yavaşça öne çıkarken, kuşun bulunduğu kol hafifçe geri çekilerek aşağı inecek. Bu arada yine “çık” deyin. Eğer bir koldan diğerine geçerse, yine ona zaman verin. Bu işlemi beş kez falan daha yapın ve sonunda aynadan uzaklaşarak bir de burada aynı şekilde deneyin. Başarılı olursanız, harika, kuşunuz olayı kavradı, kolunuzu tünenebilecek sağlam bir şey olarak kabul etti. Eğer uçar kaçarsa, yine sopaya alın, aynı işlemi bir daha tekrarlayın. Bu linkte kaba taslak haliyle göstermeye çalıştım yapacağınız şeyi.ele çıkma

Ancak, bu yöntem kâr etmiyorsa, kuşunuz kola geçiş yapmayı yada bir koldan diğer kola geçiş yapmayı bir türlü kabul etmiyorsa, çadır yöntemine başvuracağız. Çadır yönteminden önce bir uyarı da vereyim: İlk defa kola çıkan kuşlar bazen “Bu da ne?” “Neyin nesisin sen?” “Aman Allahım neyin üstündeyim ben!” türü bakışlarla çıktığı kolu ısırabilir. Bu ısırık kötü niyet taşımaz, kuş sadece üzerinde durduğu şeyin sağlamlığını, güvenirliğini ölçmek yada kolunuza göz dağı vermek (bana bak doğru dur, seni böyle ısırırım!”) amaçlıdır. Ancak bu ısırıklar bazen çok can yakabilir, hatta kolunuz parça pinçik olabilir 🙂 Bu nedenle, kollu bir giysi giymeyi, bu kollu giysinin altına da, dirseğinize kadar kalın bir bez sarmayı unutmamalısınız. Böylece ilk defa kola çıktığında attıkları şaşkınlık yüklü ısırıkların gazabından korunursunuz. Bu ısırıklarla muhattap olursanız, unutmayın, ürkeklik yok, geri çekilme, ani hareket yok, bağırtı çağırtı ciyaklama yok, acı yok 😀 Neyse sizi rahatlatayım, bu durumda kolunuza bir şey sarmanın yanısıra yapabileceğiniz bir şey daha var; kuşunuzun dikkatini başka yöne çekmek. Ona mama uzatın, küçük bir dal parçası uzatıp bunu ısırmasını sağlayın, farkettirmeden kuyruğunun ucuna hafifçe dokunup elinizi yok edin vs. Dikkati dağılınca ısırmaktan da vazgeçer. İşin aslı, yukarıda aynanın karşısında kola geçirmeye çalışmamızın bir nedeni de bu. Kuşunuz kesinlikle sopayla kol arasındaki farkı hissediyor. Dikkati aynada olursa, çıktığı kolu ısırmakla o kadar ilgilenmeyebilir.

Pekala, geçelim Çadır Yöntemine.

Bu yöntemi ben her tür kuşa uyguladım şimdiye kadar ve bir defa olsun başarısızlıkla sonuçlanmadı. Muhabbetinden, Afrika grisine, Senegalinden Kakadusuna. Büyük küçük fark etmiyor yani. Sadece ara gibi büyük kuşlarda biraz gereksiz oluyor, bilemiyorum, yani en azından ben hiç ihtiyaç duymadım. Bana Araların eğitimi daha dertsiz tasasız geliyor. Sadece gagaya dikkat edilse yeter 🙂

İhtiyacımız olan malzemeler basit: bir battaniye, bir güneşlik perde, bir tül perde (uzun olması tercih edilir), bir pencere (yani bu şart değil aslında ama güneşlik ve tül perde en sık pencere önünde kullanılır o bakımdan), bir tabure/sandalye, bir sopa, bir kol ve bir papağan.

Öncelikle pencerenin önüne kalın bir battaniye seriyorsunuz. Yere battaniye konmasının nedeni eğer kuş korkup kendisini yere atarsa bir yerini incitmesine engel olmak.(bu hiç başıma gelmedi ama ne olur ne olmaz) Sonra güneşlik perde ile tül perde arasına bir tabure/sandalye koyuyorsunuz. Böylece iki perdenin aralık kalmasına çalışmak için traji komik bir şekilde debelenmek zorunda kalmıyorsunuz. (lütfen, hepsi bir tecrübeye dayanıyor :D) Evet, çadırımız hazır.
Şimdi bu perdeden çadırın arasına sopaya konmuş kuşla birlikte giriyorsunuz. Bu da şöyle olmalı: Tülü bir elinizle aralayın ve sopadaki kuşla birlikte geri geri iki perde arasına girerken dönün ve tülü örtün. Tülü hızla yada kuşu yakalamak istermiş gibi örtmeyin yalnız, hayvana güven içinde eğitim vermeye çalışıyoruz, avcı gibi üzerine ağ atmaya değil. Artık kuşunuzla birlikte çadırın içindesiniz. Tam bu noktada durup bir iki şeye değineyim; çadırın içinde kuşunuzun canavar kesilip üzerine atılmasından korkmayın. Genelde kuşlar çadıra girdiğinde söner, neler olduğunu anlamak için çevrelerine mutsuz bakışlar atarlar, küçük kuşlar kaçma denemesinde bulunur. Ama saldırmazlar. Onunla güzel güzel konuşmalı ve onu rahatlatmalısınız. Ne sizden ne de dışarıya kaçışın olduğunu görünce istediğiniz şeyleri yapma konusunda daha istekli olacak. Ama önce rahatlamalı.
Sakinleşince, “çık” diyerek kolunuzu uzatın ve daha önce videoda gösterdiğim gibi, karnının altına kolunuzu dayayarak hafifçe baskılayın. İşte burada sinirli bir ısırığa maruz kalabilirsiniz. Aldırmayın (zaten kolunuza bez sardınız, bu yüzden ısırık sizi etkilemeyecektir) ve isteğinizde ısrar edin. Sopadan sopaya geçmeyi öğrenmiş olduğu için, ne istediğinizi anlayacak ve kerhen de olsa, kolunuza geçecek. Eğer çadır dışında olsaydık büyük ihtimalle uçup kaçardı ama burada çaresi yok. Kolunuza geçince sağlam durun. Bu sırada kaçma girişimlerinde bulunabilir, yada perdeye tırmanmaya, hatta omzunuza çıkmaya çalışabilir. Bunu öteki elinizle (yada küçük bir dal parçasıyla) dikkatini dağıtarak engellemelisiniz. Hele omuza asla çıkmamalı, o hala yarı eğitimli bir kuş) Ama zaten çadırın içinde kaçabileceği bir yer olmadığını kendi de görecek ve vazgeçecek. (sadece bazı kuşlar sarsılmaz bir umutla kaçmaya çalışır) Şimdi uzatmadan onu yine sopaya alın. Sopaya geçince azıcık daha rahatlar. Bildiği bir yer sonuçta. Tekrar kolunuza geçmesini isteyin. Ve tekrar sopaya, tekrar kola (sonsuz merdiven tekniği adını verdim buna :D). Bu şekilde bir kaç geçiş yapınca eğitime son verin. Hayvanı çok sıkmamak ve adım adım ilerlemek çok önemli. Sonuçta artık “kol”un üstünde durulabilecek bir şey olduğunu anladı. Sizin ondan ne istediğinizi de anladı. Kuş sopanın (yada sorun çıkarmıyorsa kolunuzun) üstündeyken çadırdan çıkın (aferind emeyi unutmayın) ve onu kafesine koyun. Bugünün eğitimi bu kadar.

Ertesi gün sopadan kola geçme işlemini çadır dışındayken tekrar deneyin. Eğer yapıyorsa, bir daha çadıra gerek yok. Ama yok, yine istemiyorsa, çadır yöntemini tekrarlayacağız. Ancak bu defa, bir defa sopadan kola geçtikten sonra, sopayı ortadan kaldıracağız ve koldan kola geçireceğiz. (Sonsuz merdiven tekniğinin ikinci aşaması :D) Çadır içinde sorunsuz bir şekilde koldan kola geçmeyi öğrendiyse, artık çadıra ihtiyacınız yok. Kuşunuz kola gelmeyi öğrendi 🙂 Bir dahaki sefere, direk dışarıdayken onu kolunuza alacak, bir koldan diğerine geçireceksiniz.

Bir kuşun kola çıkmayı öğrenmesi çok büyük bir adımdır. Bundan sonrası çorap söküğü gibi gelecektir artık. Elbette eğitim bitmiş değil, kuşunuz kola çıkmakta ustalaştığı zaman, Temel eğitim teknikleri 2 dersine geçme vaktiniz geldi demektir 🙂

Yorum bırakın